Zeytinin Tarihi

Zeytin meyvesi ve bu meyveden elde edilen zeytinyağ yüzyıllardır insanlar için en önemli besin kaynağı olmuş, sofralarımızın vazgeçilmezi haline gelmiştir.
Bir asırdır aile etkinliği olan zeytincilik ENRYA’ yı oluşturdu.
Aydeniz ailesi koşulsuz hijyen bilinci ile, kendi zeytin alanlarında yetiştirdiği zeytin ağaçlarının tanelerini sağlık koşullarına uygun zeytinyağına dönüştürdü.
Bir asırdır sevdikleri ile paylaştığı bu besin kaynağını 2010 yılında markalaştırarak daha çok kişiye fayda sağlamak amacı ile zeytinyağ yolculuğuna cıkıldı.
Gelişen teknoloji ve üretim yerlerinin artması ağaçlarının günden güne çoğalması sonucu yıllardır keyifle tüketilen altın sarısı sağlık iksirlerini ENRYA adı altında sevenleri ve ihtiyaç duyanları ile paylaşmaya karar verdiler.

ZEYTİN AĞACI ( OLEA EUROPEA)

1- 300-400 Yıl yaşar. 3000 yaşında zeytin ağacı bile vardır.
2- Işığı, güneşi ve 15 C sıcağı sever.
3- Denizden 1000 m yükseklikte zeytin tarımı yapılabilir.
4- Ortalama 4- 10 m boyundadır.
5- Bir yıl çok bir yıl az ürün verir.
6- Nisan- Mayıs- Haziran da çiçek açar.
7- Ağustos- Eylül- Kasım olgunlaşır.
8- Kasım- Aralık- Ocak- Şubat- Mart hasat yapılır.

Yunan Mitolojisinde Zeytin

Anadolunun kültürel zenginlikleri arasında çok özel bir yere sahiptir Zeytin, Zeytinyağ ve Zeytin Ağacı.
ZEYTİN AĞACI; Akıl ve Zaferin
ZEYTİN DALI; Barışın
ZEYTİNYAĞI; Saflık, Sadelik, Refah ve Bolluğun sembolü olmuştur.

YUNAN MİTOLOJİSİNDEKİ BİRÇOK EFSANEYE GÖRE

Zeytin öyle kutsal bir hale getirilmiştir ki;
1-Zeytin yetiştirme ve toplama işini, elini karşı cinse sürmemeye yemin etmiş bakire genç kız ve erkeklerden başkalarının yapması yasaklanmış
2-Tanrı ve tanrıca heykellerini zeytin ağaclarından yapmışlardır.
3-tanrıçaların çocuklarını zeytin ağacının gölgesinde doğururlarmış.
4-Erkek çocukların doğumunu evin kapısına asılan zeytin dalından yapılmış çelenkler asılarak duyururlardı.

Romalılar ise; zeytinyağlarını kalitelerine göre sınıflandırdılar;
Oleiflos “yağın çiçeği” BİRİNCİ SIKIM
Oleo sequens; İKİNCİ SIKIM
Caducum; “ağaçtan yere düşen zeytinlerden yapılan yağ”
Cibarium; “hastalıklı zeytinlerden yapılan yağ”
Cibarium yağını sadece kandil yakmada kullanmışlardır. Zeytinyağını depolama ve dağıtım yöntemlerini geliştirmişler. Akdeniz zeytinyağ piyasasını ilk oluşturan Romalı tüccarlardır.

Geçmişte Zeytin

“YERLEŞİKLİĞİN” GÖÇEBELİĞE “BARIŞ, UYGARLIK VE REFAHIN” SAVAŞA VE TALANA ÜSTÜN TUTULMASININ HİKÂYESİ

Cennette iki ağaç vardır.

  1. Gerçek ağaç( İNCİR AĞACI)
  2. Hayat ağacı ( ZEYTİN AĞACI)

“YERLEŞİKLİĞİN” GÖÇEBELİĞE
“BARIŞ, UYGARLIK VE REFAHIN” SAVAŞA VE TALANA
ÜSTÜN TUTULMASININ HİKÂYESİ

M.Ö 17. yüzyılda Tanrıların en güçlüsü ZEUS Tanrılar meclisini toplar. Akropolis kentine en değerli armağanı verecek tanrıyı bulmak ister.
Deniz tanrısı POSEİDON hızlı ve güçlü savaşta çok yararlı olacak güzel bir at sunar. PEGASUS…

Akıl, bilim ve sanat tanrıçası ATHENA ise aşıladığı yabani zeytin ağacını armağan eder. Bu ağaç büyüyecek ve yüzyıllarca yaşayacaktır. Bu güzel renkli ağacın meyvesi insanları besleyecek, yiyeceklerin hazırlanması için boğazdan kayan ve lezzetli olağan üstü bir sıvı verecek, yaralara dermen olacak ayrıca geceleri aydınlatacaktır. Yarışı ATHENA KAZANIR.

Zeytin ağacı AKROPOLİSE dikilir:

“YERLEŞİKLİĞİN” GÖÇEBELİĞE “BARIŞ, UYGARLIK VE REFAHIN” SAVAŞA VE TALANA ÜSTÜN TUTULMASI M.Ö 480 deki pers işgaline kadar sürer. Ne yazık ki bu tarihte akropolis ve Zeytin ağacı yakılır.

SALAMİS savaşı ile geri alınan akropolis’in yıkıntıları arasından Zeytin ağacı yeniden fışkırır ve sürgünleri her tarafa yayılır. Zeytin ağacı yeniden dirilişin ölümsüzlüğün simgesidir artık…

Tıpkı akıl ve bilimin insanlığı aydınlattığı ve beslediği gibi, Akropolisin ışığı zeytinyağı ile yanmış, zeytin ağacının dalları ise ateşi beslemiştir.

Atinalılar yılda bir kişi 25-30 lt. yemeklik yağ kullanırlardı.
Kadınlar nadide etera ( parfüm şişeleri) dan damla damla zeytinyağ akıtarak yılda 1,5 lt. yüzlerine ve vücutlarına sürüyorlardı.
Erkeklerin yıllık tüketimi ise spor, masaj ve cilt sağlığı için 5-10 lt. yi bulurdu.

Ayrıca tıp biliminin kurucusu İstanköylü (kos) Hipokrates (M.Ö 460-377) ve Bergamalı Galenos’un (M.S 131-201) hastalarını tedavi için önerdikleri ilaçlar arasında zeytinyağı yer alıyordu.
Beslenmede, eczacılıkta ve güzellik iksiri olarak yaygın bir şekilde kullanılmakta idi.